Mektubat

Dört farklı sualin cevabıdır:


Birinci Sual: Hazret-i Hızır’ın hayatta olup olmadığını ve hayatın beş mertebesinin neler olduğunu açıklar.


İkinci Sual: Ölümün bir nimet olduğunu Kur’ân ayetleriyle açıklar.


Üçüncü Sual: Cehennemin nerede olduğuna dair gayet makul bir açıklamadır. Cehennemin Büyük ve Küçük diye iki çeşit olduğunu mantıkla ispat eder; bunların Allah’ın lütuf ve kahrının iki tecellisi, kâinat ağacının iki meyvesi ve bu dünyanın iki ürünü olduğunu ortaya koyar.


Dördüncü Sual: Mecazi aşktan hakiki aşka geçişin yolunu gösterir.





Dini tebliğle görevli insanların zaruret olmadıkça sadaka ve hediyeleri kabul etmemeleri gerektiğini ve mümkün olduğu kadar kanaatle hareket etmelerini altı sebeple izah eder.





Kur’ân-ı Kerimin, yıldızların doğuş ve batışı üzerine ettiği kasemin i’caz ve belağatini gösteren bir tasvir ile imansızlık yolunda nihayetsiz zorluklar olduğunu; iman ve tevhid yolunda ise sonsuz kolaylıklar bulunduğunu açıklar.





Risale-i Nur’un, Cenâb-ı Hakkın Rahîm ve Hakîm isimlerine mazhar olduğunu; göklerin ve yıldızların tasvirini şiirsel bir tarzda dile getirir.





Velâyetin suğrâ, kübrâ ve vustâ olarak üç kısma ayrıldığını, tarikatlarda asıl maksadın, iman hakikatlerinin inkişafı ve sünnet-i seniyyeye uymak olduğunu, Risale-i Nur’un daha kısa bir zamanda o görevi gördüğünü açıklar.





Üstad Bediüzzaman’ın gurbetteki hâlini ve “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir” meâlindeki âyetin verdiği teselliyi güzel bir şekilde ifade eder.





Hz. Muhammed’in (a.s.m.) birden fazla evliliğinin ve özellikle Hz. Zeyneb ile evlenmesinin hikmetlerini açıklar.





Besmeledeki Rahmân ve Rahîm isimlerini tefsir ederek bu isimlerin bir vesilesi olan şefkatin aşktan daha yüce, daha parlak ve daha hâlis olduğunu anlatır.





Kerâmet, ikram ve inayet hakkında önemli bir kuralı açıklar. Ayrıca İslâm ile iman arasındaki ilişkiyi ve bunların farklı yönlerini ilmî tarzda izah eder.





Kitâb-ı Mübin’le İmâm-ı Mübin’in tanımını yaparak kader, levh-i mahfuz gibi konulara açıklık getirir ve haşir meydanının nerede olacağı hususunda bilgi verir.





“Muhakkak ki, şeytanın hilesi pek zayıftır.” (Nisâ Sûresi: 76.) ayetini tefsir ederek şeytanın verdiği vesveseye karşı manevî bir ilâç sunar.- s. – 68 Ayrıca çağdaş uygarlığın Kur’ân’ın mucizeliği karşısında ne kadar aciz olduğunu ortaya koyar ve miras konusundaki Kur’ân prensiplerinin ne kadar adâletli olduğunu gösterir.





Hazret-i Âdem’in (a.s.) Cennetten çıkarılması, insanların bir kısmının Cehenneme girmesi, Şeytanın ve kötü şeylerin yaratılması, musibet ve belâların mâsum insanlara ve hayvanlara musallat edilmesinin hikmetlerini izah eder.





Üstad Bediüzzaman’ın sürgün hayatındaki durumuna; izin belgesi için neden müracaat etmediğine ve siyasetten niçin uzak durup ilgilenmediğine dair soruların cevapları yer alır.





Telif edilmemiştir.








Sahabeler zamanında ve daha sonraki devirlerde cereyan eden Cemel ve Sıffin hadiseleriyle hilâfet ve saltanat mücadeleleri, Kerbela Olayı hakkında yapılan izahlar ile ahirzaman ve kıyamet alametleriyle ilgili sorulan altı suale verilen cevapları içerir.


Birinci Sual: “Sahâbîler, velilerden büyük oldukları hâlde aralarındaki bozguncuları neden velâyet gözüyle bulup ortaya çıkarmadılar ve sonuçta dört halifeden üçü şehit oldu?”


İkinci Sual: “Hz. Ali’nin (r.a.) zamanında başlayan savaşların mahiyeti nedir? O savaşlarda ölen ve öldürülenler nasıl açıklanır?”


Üçüncü Sual: “Âl-i Beyte yapılan acımasız muamelelerin hikmeti nedir?”


Dördüncü Sual: “Âhir zamanda Hz. İsâ’nın (a.s) yeryüzüne ineceği, Deccal’ı öldüreceği, bütün insanların hak dini kabul edecekleri, ama buna karşılık Kıyamet Gününde “Allah! Allah!” diyen kimse kalmayacağını söylüyorlar”


Beşinci Sual: “Kıyamet günü olaylarından bâki ruhlar da etkilenecek mi?”


Altıncı Sual: “Herşey helâk olup gidicidir – Ona bakan yüzü müstesna.” (Kassas Sûresi, 28:88.) âyeti âhiret, Cennet ve Cehennemi de ihtiva ediyor mu?”





Tek parti dönemindeki, sosyal hayat ve siyaset konularında yöneltilen sorulara Üstad Bediüzzaman’ın beş nokta halinde verdiği cevaplardır.


Birinci Nokta: Kur’âna hizmet etme maksadının Bediüzzaman’ı siyasetten menettiğine dairdir.


İkinci Nokta: İhlâs ve sadakatle hizmet-i imaniye ve ebedî hayat için ciddi bir şekilde çalışmak siyasetten uzak durmayı gerektirir.


Üçüncü Nokta: Üstad Bediüzzaman’a yapılan ağır baskılara karşı tahammülünün önemli bir sebebini iki misalle anlatır.


Dördüncü Nokta: Ehl-i dünyanın şüpheli sorularına karşı verilen cevaptır. Bu cevapta onun Kur’ân hizmetine ait bir keramet olarak hiçbir şekilde inkâr edilemeyen İlâhî inâyeti açıklar.


Beşinci Nokta: Ehl-i dünyanın adaletsiz bir şekilde Üstad Bediüzzaman’a teklif ettikleri kurallara ve bid’alara karşı onları susturacak bir cevaptır.





Çocuk Taziyenamesi: Küçük yaşta çocuğu ölenlere bir tesellidir. Ergenlik çağına gelmeden vefat eden çocukların ebedî âlemde yine sevimli bir çocuk olarak anne ve babalarının kucağına verileceği hakkında bir müjdedir.





Vahdetü’l-vücud meselesi, kâinatta devam eden faaliyetin hikmeti ve varlığın sırları gibi konuları işler. Birinci Mesele-i Mühimme: Evliyaların keşifle gördükleri ve gözlemledikleri hâdiselerin, şehadet âleminde bazan gerçeklerle çelişmesindeki sırrı örneklerle açıklar. İkinci Mesele-i Mühimme: Tartışma konusu olan Vahdetü’l-Vücud meselesine dair önemli bir açıklamadır. Üçüncü Mesele: Kâinattaki hayret verici faaliyet ve değişmelerin hikmetini açıklar.





Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliğinin delilleri olan üç yüzden fazla mu’cizeyi zevkli ve akıcı bir üslup ile açıklar. On dokuz işaretten oluşuyor:


Birinci Nükteli İşaret: Kâinatın Sahibi olan Yüce Allah, insanların en mükemmeli olan Hz. Muhammed (a.s.m.) ile konuşmuş ve onu tüm insanlığa rehber yapmıştır.


İkinci Nükteli İşaret: Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliğine dairdir.


Üçüncü Nükteli İşaret: Hz. Muhammed’in (a.s.m.) elçiliğinin umumiliğine dair gösterilen deliller.


Dördüncü Nükteli İşaret: Yüce Peygamberin (a.s.m.) Ashabı, ailesi ve ümmetiyle ilgili önceden haber verdiklerinin tam olarak anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazılmış 6 prensipten oluşuyor.


Beşinci Nükteli İşaret: Âl-i Beytin başına hangi olayların geleceğini haber verir. “Hz. Ali (r.a.) halifeliğe herkesten daha fazla lâyık olduğu hâlde neden ona öncelik verilmedi?” “Neden onun halifeliği süresince İslâm’da birçok karışıklık oldu?” “Mübarek İslâmiyet ve nuranî Saadet asrının başına gelen o dehşetli kanlı fitnenin hikmeti nedir?”


Altıncı Nükteli İşaret: Geleceğe ait haberlerle ilgili Hz. Muhammed’in (a.s.m.) mu’cizeleri. Ayrıca Şiilerin Hz. Ali’ye (r.a.) olan muhabbetlerine dair bir sorunun cevabıdır.


Yedinci Nükteli İşaret: Yemek bereketiyle ilgili Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mu’cizelerini on altı örnekle anlatıyor.


Sekizinci İşaret: Peygamber Efendimizin elinden çeşme gibi suyun akması ve ağız suyunun temasıyla sulardaki bereket mu’cizesini açıklar.


Dokuzuncu İşaret: Ağaçlarla ilgili Peygamber mu’cizeleridir. Ağaçların insanlar gibi Peygamber Efendimizin emirlerini dinlemeleri ve yerlerinden çıkıp onun yanına gelmeleri, ona olan sevgi ve bağlılıklarını dile getirmeleri gibi mu’cizeleri anlatıyor.


Onuncu İşaret: Kuru bir direğin inlemesiyle ilgili mu’cizeyi anlatıyor.


On Birinci İşaret: Kayalar, dağlar gibi cansızların Peygamber mu’cizelerini gösterdiklerine işaret eder.


On İkinci İşaret: On birinci işaretle ilgili olan ve çok önem arz eden üç mu’cizeyi anlatır.


On Üçüncü İşaret: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) hastaları ve yaralıları iyileştirmesiyle ilgili mu’cizeleri anlatıyor.


On Dördüncü İşaret: Peygamberimizin Efendimizin (a.s.m.) dualarıyla ortaya çıkan mu’cizelerden bahseder.


On Beşinci İşaret: Üç şûbeden oluşuyor:


Birinci Şûbesi: Bir mu’cize olarak hayvan türlerinin, Peygamber Efendimizi (a.s.m.) nasıl tanıyıp tasdik ettiklerini açıklar.


İkinci Şûbe: Ölülerin (cesetlerin), cinlerin ve meleklerin Peygamberimizi (a.s.m.) nasıl tanıyıp tasdik ettiklerini açıklar.


Üçüncü Şûbe: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) Allah (c.c.) tarafından korunmasıyla ilgili engin bir mu’cizedir.


On Altıncı İşaret: Efendimize Peygamberliğin gelmesinden önce ortaya çıkan, fakat peygamberlikle ilgili olan ve “İrhasat” denilen harikalardan bahseder. Üç kısımdır:


Birinci Kısım: Tevrat, İncil, Zebur ve diğer kutsal kitapların Hz. Muhammed (a.s.m.) hakkında verdikleri haberlerdir.


İkinci Kısım: Kâhinlerin ve bir nevi evliya hükmünde olan bazı insanların Hz. Muhammed’in (a.s.m.) geleceğini haber vermeleri.


Üçüncü Kısım: Hz. Muhammed’in (a.s.m.) dünyaya teşrifleri anında meydana gelen bazı olağanüstü hadiseler.


On Yedinci İşaret: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) kendi zatının mu’cize olması hakkındadır.


On Sekizinci İşaret: Resulullahın (a.s.m.) en büyük mu’cizesi olan Kur’ân-ı Kerim hakkındadır. Kur’ân’ın mu’cizeliğini anlatan üç nükteden oluşuyor:


Birinci Nükte: Kur’ân-ı Kerimin i’câzını anlamada insanların dereceleri…


İkinci Nükte: Kur’ân’ın irfan sahiblerine meydan okuyuşu.


Üçüncü Nükte: Kur’ân’ın mahiyetindeki gerçek tefekkür.


On Dokuzuncu Nükteli İşaret: Hz. Muhammed’in (a.s.m.) sıdkı ve bunun tevhide delâleti. Bir İlâhî İkram Ve İnayetin Eseri





Allah’a iman ile tevhid mertebeleri hakkında müjdeli ve şifalı tesellilerin beyanı ile “Allah’tan başka ilâh yoktur” hükmünü ispat eder. İki makam ve mukaddimeden oluşuyor.





İhtiyar anne ve babaya veya akrabalara karşı şefkat ve merhametle davranılmasının önemini açıklar.





İki mebhastan oluşuyor.


Birinci Mebhas: Müslümanlar arasındaki kardeşlik ve sevginin önemini vurgularNifak, kin ve düşmanlığın hem İslâmiyet açısından, hem de sosyal, ferdî ve manevî hayat açısından ne kadar zararlı olduğunu ikna edici bir üslûpla izah eder.





İki mebhastan oluşuyor.


Değişik konularda sorulan yedi suale verilen cevaptır.


Birinci Sualiniz: Mü’minin mü’mine en iyi duası nasıl olmalıdır?


İkinci Sualiniz: Sahabelerin adı geçince söylenen “radıyallâhu anh” ifadesini başka insanlar için de kullanabilir miyiz?


Üçüncü Sualiniz: “Müçtehidlerin büyükleri mi daha üstün, yoksa hak tarikatlerin reisleri mi?”


Dördüncü Sualiniz: “Allah sabredenlerle beraberdir” âyetinin hikmeti ve gayesi nedir?


Beşinci Sualiniz: Peygamberlik makamı verilmeden önce Hz. Muhammed (s.a.v) nasıl ibadet ederdi?


Altıncı Sualiniz: Hz. Muhammed’e (a.s.m.) peygamberliğin olgunluk yaşı olarak kabul edilen 40 yaşında gelmesinin hikmeti nedir?


Yedinci Sualiniz: “Gençlerinizin hayırlısı ihtiyarlarınıza benzemeye çalışanlar; ihtiyarlarınızın kötüsü de gençlerinize benzemeye çalışanlardır..” Bu bir hadis midir ve hikmeti nedir? Ayrıca Hz. Yusuf’un (a.s.) “Allahım, benim canımı Müslüman olarak al ve beni salihlere kat.” (Yusuf Sûresi: 101.) demesinin hikmetini de açıklar.





Kâinatın anlaşılması zor olan sırlarından önemli bir sırrını ve Esmâü’l-Hüsnâdan olan Rahîm, Kerîm, Vedûd isimlerinin tecellilerinin hikmetlerini açıklar. İki makamdan oluşur.





Yâsin Sûresine dair, 25 nükteden oluşan bir risaledir. Telif edilmemiştir.








Dört Mebhastır:- s. – 435 Birinci Mebhas: Şeytan ve ona tabi olanların Kur’ân’a yönelik vesvesesine karşı verilmiş bir cevaptır.





Barla, Kastamonu, Emirdağ Lâhikaları olup müstakil olarak neşredilmiştir.





Birbirinden farklı konuları ihtiva eden sekiz meseledir Birinci Risale olan


Birinci Mesele: Rüya tabirlerine ait gerçekler.





Yirmi Dokuz önemli nükteyi içeren dokuz kısımdan oluşuyor.


Birinci Nükte: “Kur’ân’ın sırları bilinmiyor. Tefsir edenler Kur’ân’ın hakikatini anlamamışlar” diyenlere verilen cevap.


İkinci Nükte: “Yemin olsun güneşe ve aydınlığına.” (Şems Sûresi, 91:1.) gibi âyetlerde Cenab-ı Hakkın bir çok şeye yemin etmesinin hikmeti.


Üçüncü Nükte: Kur’ân-ı Kerimde sûrelerin başlarında bulunan harflerin (hurûfü’l-mukattaa) hikmetine dair.


Dördüncü Nükte: Kur’ân-ı Kerimin manevî i’câzındaki üslubun neden tercüme olunamayacağını açıklar


Beşinci Nükte: Kur’ân-ı Kerimin lâfızlarını tercüme etmek mümkün değildir. “Elhamdulillah” örneğinde olduğu gibi.


Altıncı Nükte: “Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz.” (Fâtiha Sûresi, 1:5) bir mânâsına dair.


Yedinci Nükte: “Bizi doğru yola ilet—kendilerine nimet ve ihsanda bulunduklarının yoluna.” (Fâtiha Sûresi, 1:6-7) âyetinin hikmetine dair.


Sekizinci Nükte: İslâm şeriatındaki hukukun iki çeşidi ve şeair-i İslâmiye hakkında.


Dokuzuncu Nükte: Şeriat meseleleri iki kısma ayrılır: Bir kısmı Allah emrettiği için yapılır, diğer kısmı da aklîdir.





Orijinali Arapça yazılmış olan İşârâtü’l-İ’caz adında tefsirdir. Müstakil kitap olarak basılmıştır








Müstakil olarak yayınlanan Lem’alar adlı eserdir








Kendi kendine manzum şeklini alan Lemeât risalesidir. Aynı zamanda Otuz İkinci Lem’a olup, Sözler mecmuasının sonunda yazılmıştır.








Yaratıcıyı tanıtan ve otuz üç pencere şeklinde yazılmış bir risaledir. Aynı zamanda Otuz Üçüncü Söz olduğundan ve Sözler mecmuasının sonunda yazıldığından buraya dâhil edilmemiştir.






İmam-ı Ali Radıyallahü Anh’ın, Risale-i Nur hakkında ihbar-ı gaybîsinden bir parça olan bu kısım; Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî Mecmuasında dercedilen İşârât-ı Kur’âniye ve üç Kerâmet-i Aleviye ve Kerâmet-i Gavsiye risaleleriyle birlikte, ehl-i vukufların takdirkâr raporlarına müsteniden, mahkemelerce sahiplerine geri iade edilmiştir.






Otuz beş sene evvel tab edilen Hakikat Çekirdekleri namındaki risaleden vecizelerdir.






Bu mektup, on iki sene evvel yazılmış ve Sikke-i Tasdik-ı Gaybî mecmuasında dercedilmiş bir mektupdan bir parçadır.


Risale-i Nur’un bu vatan ve millete kazandırdığı büyük ve çok mukaddes iki neticeyi beyan etmesi, filhakika aynen bu iki neticenin tezahürü bu memlekette ve âlem-i İslâmda görülmüş olması dolayısıyla bu mektup çok ehemmiyetlidir.






İlk defa 1920 senesinde yayınlanmış Hakikat Çekirdekleri isimli risaleden vecizelerdir.






Medine-i Münevvere’de bulunan mühim bir âlimin, Risale-i Nur hakkında yazdığı bir manzûmesidir.