Birinci Söz Besmele Bahsi – 1

Editor 05 Kasım 2008 0

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

BİSMİLLÂH her hayrın başıdır.
bismillah her hayrın başıdır denilmekdedir
Ustad Bediüzzaman o kadar güzel uslub ve ifadeler kullanmış ki
bu uslub ve ifadeleri neden kullandığına bakdığımızda şu hakikati görüyoruz :


Ahir zamanda dinin bozulduğu iman hakikatlerinin yok edilmeye çalışıldığı hengamda
şu ayette şöle deniliyor
veya şu hadisde şu beyan ediliyor
insanlar kabul etmeyecek hatta itiraz bile edebilecekler
hatta otuzbirinci sözde ustad bediüzzaman
mirac meselesini inanmayan birine bahsetmeyiniz
önce ona iman hakikatlerinden anlatınız
inanmayan birine mucizeden bahsedilmez demekde
işde Ustad Bediüzzaman hadis ve ayetlerden aldığı ilham ile tefsir ediyor

Hatta şu cümlede ;

“Her hayrın başı bismillahdır” demesi icab ederken O “Bismillah her hayrın başıdır.”
ifadesini kullanarak sözüne bismillah ile başlamış oluyor.

Peki biz her işimize bismillah ile mi başlamalıyız sorunun cevabıda bunun içinde saklı
her işimize değil,
sadece hayırlı olan işlerimize besmele ile başlıyacağız
çünkü şer olan bir işe besmele ile başlamak ayrıca Büyük bir günahdır.
mesela bir hırsız
hırsızlık yapmadan önce besmele cekse
hem hırsızlık yapdığı için günah kazanacak,
hemde besmele çekdiği için buyuk bir gunah işlemiş olur.
Onun içindir ki Butun hayırlı amellerin başı bismillahdır


Biz dahi başta ona başlarız.
biz dahi bu hayırlı işimize besmele ile başlarız.
Bazı Edebiyatçılar ona yerine onunla olması gerekdiğini cümle bozukluğu olduğunu
sölemekde ancak Ustad bediüzzaman hem edebi hemde ebedi bir uslub kullandığını iyice düşündüğümüzde görebilmekteyiz.

Buradaki ona kelimesi ile bir önceki cümledeki bismillahı işaret ettiğini anlıyoruz. Eğer onunla olsaydı bir önceki cümlesindeki
bismillahı değil sadece bismillahı işaret ettiğini anlıyabiliriz..
“Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü Teâlâ da râzı olur. ” (Deylemî)


başka bir hadisi şerifde ise
“Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır.” (Beyhâkî)

- nasil yarida kalicak?
şöyle yarıda kalıcak
talebe olan kardeşler bilirler
bir tez yada ödev hazırladıklarında
bazı zaman tezlerini veya ödevlerini hazırlarlar iken coğu zaman akılları baska yere gider
dikkatleri dağılır
işde besmelesiz başlandığından şeytan o işe mudahale eder
aklı mesgul edecek baska hayaller getirir
mesela bazen bir işe başlarız iş bitmek bilmez
halbuki kısa zaman alıcak bir iş
ama düğümlenir
..

Besmele üzerine cok hadisi şerif vardır
mesela

“Osman İbn Affan (ra) Resûllullah (sav)’a besmeleyi sorduğunda, Resûlullah (sav) buyurdu ki: “O Allah’ın isimlerinden bir isimdir. Allah’ın en büyük ismi (İsmi A’zâm) ile onun arasında sadece iki gözün karasıyla akı arasındaki yakınlık kadar fark vardır.”
demekki hadisi şerifden öğreniyoruz ki
bismillahirrahmanirrahim
İsmi azama cok yakın bir isim
biliyorsunuz ki ismi azam ile yapılacak butun dualar kabule karindir
geri cevrilmez
işde ondandır ki
her hayırlı işe besmele ile başlanılmalı
hem hadisde de olduğu gibi eğer besmelesiz baslar isen yarıda kalacak
Başka bir hadis de ise :
“Meryem oğlu Îsâ’yı (as) annesi yazıcıya teslim etti ki ona yazmayı öğretsin. Öğretmen ona ‘yaz’ deyince o ‘ne yazayım?’ dedi. Öğretmen de ‘bismillâh’ (Allah’ın ismiyle) diye karşılık verdi. İsa (as) öğretmene, ‘Bismillâh nedir?’ deyince öğretmen ‘bilmiyorum’ karşılığını verdi. Hz. Îsâ (a.s) ona dedi ki: ‘Be Allah’ın bahası, Sin senâsı, Mim de memleketidir. Allah, ilâhların ilâhıdır. Rahmân, dünya ve âhirette son derece merhametlidir. Rahîm ise sadece âhirette merhametlidir.’” (İbn-i Kesir)
Ustad Bediüzzaman konumuzun ilerleyen kısmında bu hadisin tefsiri olan Allah, Rahman ve Rahim isimlerini tefsir eederek
besmeleyi daha iyi anlıyabilmemizi göstermekdedir.
Hatta bir hadisi şerifde
“Hoca çocuğa, Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü Teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır.” buyurdu. (İbn-i Kesir)

Burada bir hadisi şerif daha söliyelim
“Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkân yok” der, dönüp gider.” (Tibyan)
işde ölede bir işe başladığımızda besmele cekilir ise
şeytan o işe karışamaz..


Bil, ey nefsim, şu mübarek kelime, İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisan-ı hâl ile vird-i zebânıdır.
evet kardeşler
Ustadım dersi önce kendi nefsine vermiş
ve bil ey nefsim diye nefsini terbiye etmiş
hatta birinci sözün başında bir açıklama var
Zamanında sekiz ayetten aldığım ders ile sekiz sözü uzunca nefsime demişdim
kim iseterse nefsimle beraber dinlesin
Ustad daha önceden bu konuları uzunca nefsine anlatmış
nefsini terbiye etmiş ve ihtiyacı olanda şimdi nefsimle beraber dinlesin diyor..
bizlerde bu hakikatlerin üzerinde kelime kelime düşünüp ayet ve hadislere giderek
nefsimizi terbiye etmeliyiz
çünkü Ustad aynı zamanda bunuda ders veriyor.

Bir insanda hac işaretli kolye takdığını görseniz deriz ki bu hristiyan bir dindar,
Bir araba da yıldız amblemi görsek , deriz ki bu arabanın markası mercedes,
Bir bayanın başı örtülü ise, deriz ki bu müslüman bir dindar,
işde ölede bir adamın bismillah dediğini duysak onun islam olduğunu söleriz.
Demekki bismillah da islamın nişanıdır.
Besmele Kuranı azimüşşanın tevbe süresi haric diğer bütün sürelerin başında gecmekde
islamın bir nişanı olduğunu ispat etmekde
hatta dersmizin ilerleyen kısmında islamın nişanı olmasını
varlıklar hesabınca göreceğiz
mevcudad yani yaratılan her şey bismillah demekde.
Mesela biri çıka gelse dese ki ben duymuyorum nasıl bir kedi , bir ağaç bismillah der. İspat et dese

Onlar kendi varlıklarının lisanlarına göre besmele cekmekdeler.
Mesela illaki bizim lisanımızda veya arapca olarak bismillah demesi şart değil.
Bir çinli gelse kendi lisanında Allahın adıyla dese çince bilmesek anlamayız onun ne demek istediğini.
bir hayvanın dili farklıdır
bir bitkinin
bir taşın bir toprağın
ve hususan insanın
ve hakkeza
her bir varlığın kendine göre bir lisanı mevcuttur
ya insan benzer konusarak dile getirir
yada kendi varlığına göre yapdıkları işle bunu dile getirir.
Mesela dalgaların kayalara çarparak ya cemil demesi,
Ruzgarın eserek ya Hu demesi
Kedilerin ya Rahim demesi ve hakeza,
konumuzun başında hadisi şerifde bismillahın ismi azama en yakın bir isim olduğunu vurgulamışdık.
Belki diğer varlıklar ismi azamı biliyor ve onunla başlıyorlar. Bizim ise bildiğimiz bismillah olduğundan olsa gerek ki
bununla başlıyoruz..


Bismillâh ne büyük, tükenmez bir kuvvet, ne çok, bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle.
Ustad Bediüzzaman iki noktaya değinmiş
biri kuvvet diğeri bereket
hususan insanında ihtiyacı temelde bu değilmidir
zıttını beyan ederek dile getirmiş
acz ve fakr
biz neyin yoksunu isek onun fakiriyiz
biz neyi yapamıyor isek onun aciziyiz
ve buna göre bizler
sonsuz aciz ve fakiriz
öle ise ihtiyacımız
kuvvet ve berekettir
Ustad bediüzzaman temsili hikayecik demekde
Suret manasını ele alalım
bize ilmi aktaran kelimelerin suretidir
kelimelerde bir ilim yokdur
ölede buradaki hakikat hikayede değil verdiği manadadır
mesela baska bir pencereden bakar isek
Ahmet sana desem ki sobaya bak yanıyormu diye
sen neyle bakarsın gözünle mi ?
Mehmet şu yemeğin tadına bak dediğimde yemeğe gözünümü sokarsın
bakmak sadece gözle yapılan bir iş değildir
Osman  şu ayetin hakikatine bak dediğimde neyle bakarsın ?
Ahmet eliyle bakar ( aman fazla yaklastırma sonra yanar)
Mehmet diliyle tadar
Osman  ise aklıyla bakar
işde ustad bediüzzaman temsili hikayeler ile
aklımıza uzak olanı bize yakınlastırıyor
bir nevi dürbün vazifesi gördürüyor
temsil dürbünüyle
bakalım hikayemizde ne var


Bedevî Arap çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki,
bir kabile reisinin ismini alsın ve himayesine girsin tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedarik edebilsin.
eski zamanlarda yol kesen eşkiyalar varmış
günümüzün mafyası gibi
bakınız kardesler
bir çok iş adamları mafya babaları tabir edilen eşkiyalardan dolayı
ticareti bırakmak zorunda kalmıslar
bazı işadamları
kendi bölgelerinde harac topluyan mafya babalarına karşı
onlara sözünü gecirecek
baska bir zatın himayesine girerler ki o bölgede daha rahat ticaret yapabilsinler
işde ölede ihtiyacını giderebilmek istiyorsan
o bölgeye ve oradaki muzır varlıklara sözünü gecirebilecek bir zatın himayesine girmen gerek
mesela birinci lema da
Hz Yunus .a.s kıssasında
bu hakikati görüyoruz
ayrıntı için siz kardeşleri oraya havale ediyoruz


Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyacatına karşı perişan olacaktır.
şayet öle değilmidir
bizi tanımayan bir dünyaya gelmişiz
kimiz kime emanetiz kime kul olduğumuzu bilmeyen evvela mevcudat
elbette bir nevi bizim düşmanımız olmaz mı ?
mesela bir mobilyacılar çarsısında bir mobilya mağazası acdınız
o evvela o carsıdaki butun mağazalar
akabinde diğer bütün mobilyacılar
rekabet cinsinden düşmanınız olmaz mı ?
insan bir bahceyi istediği gibi cennet bahcesinide arzular demekde
yirmi üçüncü sözde tafsilatı bulunan hadsiz düşman ve ihtiyacat için oraya bakılabilinir
bizim hadsiz bir düşmanımız var ve bizim hadsiz bitmez tukenmez bilmeyen bir isteğimiz var
eğer biz o sahranın malikinin namını almaz isek
bu fakirlik ve acizlik karşısında elbette perişan olmamız muhtemeldir
perişan olmak istemiyorsan o Zatın namını al
hadisz düşmandan kurtul ve ihtiyacını tedarik et


İşte, böyle bir seyahat için, iki adam sahrâya çıkıp gidiyorlar.
Onlardan birisi mütevazi idi, diğeri mağrur.
Ustad Bediüzzamanın talebelerinden Hulusi ağabey;
buradaki mutevazi şahsın tam tamına Ustad bediüzzaman olduğunu sölemekde ve ilerleyen kısımları ile bağlandırmakda yeri geldikce
Hulusi ağabeyin sözünü rehber edineceğiz..


Mütevazii, bir reisin ismini aldı; mağrur almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi.
Bir kàtıu’t-tarîke rast gelse, der: “Ben filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî def olur gider, ilişemez.
kàtıu’t-tarîk yani yol kesen eşkiya
şaki ise eşkiya demek
bir zamanlar gece mesiasinde çalışan bir kardeşimiz diyor
eve döndüğümde sokaklar tenha olduğundan
ve sokak köpeklerinin vahşiliğinden
saldırmasından korkardım
bir zaman geldi  besmele risalesini dinledim sonrasında ;
her ne zaman bir köpeğe denk gelsem besmeleye yapısırdım
bakardım ki o bana hic zarar vermezdi.
Demekki sen acizsin butun mahlukatın yaratıcısına sığınmalısın..


Bir çadıra girse o nam ile hürmet görür.
şayet öle değil mi ehli iman bir muessese ye selam ile girdiğinizde
bir hurmet görmez misiniz ?
belki şu zamanda bazılar bu hakikatten uzaklasdığından belki kıymetini bilemiyorlar
misal olarak ben cok dikkat ederim
iş yerimize selamlı girene
ayrı bir ilgi ve alakayı cekdiğini bizzat şahit olmusumdur


Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, tarif edilmez.
şeyat o kardeşimiz
gece mesai dönüşünde
besmeleyi zikir edinmemiş olsaydı
o sokak köpeklerinden dolayı eve dönüşü bir ızdırap olmazmıydı ?


Daima titrer, daima dilencilik ederdi. Hem zelil, hem rezil oldu.
buradaki manaları ilerleyen kısımlarda yine değineceğiz orada açarız inşallah.

el fatiha


Leave A Response »

You must be logged in to post a comment.