Şeytan’ın Yaratılmasındaki Hikmet

nuktepira 12 Nisan 2010 0

 

Demek insanın ruhundaki terakkiyat için bir zenberek lazımdır, o zenberekde şeytanların icadı ve nefsin halkı dır. kesb

 

Bismillâhirrahmânirrahîm,

 

12.mektub 2.sual

 

[İKİNCİ SUÂLİNİZ]

Şeytanların halkı ve icadı ne içindir? Cenab-ı Hak, şeytanı ve şerleri halketmiş, hikmeti nedir? Şerrin halkı şerdir, kabihin halkı kabihtir?

 

Bu soru sathi nazar sahiblerinin ve suçu Allah’a yuklemek isteyenlerin sorudur. Dikkat edilirse, şerrin halkı şerdir, kabihin halkı yani yaratılması kabihtir, hükmüyle soruyor. Bu hükme göre Allah u tealanın halikıyeti, rububiyeti, hikmeti, hakimiyeti, ilmi, iradesi vs çok sıfatları tenkıs edilmektedir. Risale-i Nur baştan sona imanın en birinci esası olan tevhidin en parlak burhanlarını en parlak şekilde ders vererek bir nevi buyuk bir burhan hukmundedir bunlardan bir tanesini şimdi göreceğiz.

 

[Elcevab]

 

Hâşâ!..  Halk-ı şer, şer değil, belki kesb-i şer şerdir.

 

kesb i şer=Şerli bir işi işlemek veya o işe âlet olmak yahut da tarafdar olmak. Şerri işlemek. Kötülük yapmak.

Yani irademizi yanlış kullanarak yaratılanı kendimize şer yapmak. Hiçbir zaman murad-ı ilahide şer ve tahrib ile yaratmak yoktur. Bir şey kudret ile vucuda geliyorsa onda hayrı mahz vardır, yani hiç şer murad edilmemiştir tamamen hayr murad edilmeştir.

 

Çünki halk ve icad, bütün netaice bakar; kesb, hususî bir mübaşeret olduğu için, hususî netaice bakar. Meselâ: Yağmurun gelmesinin binlerle neticeleri var, bütünü de güzeldir. Sû’-i ihtiyarıyla bazıları yağmurdan zarar görse, Yağmurun icadı rahmet değildir diyemez; Yağmurun halkı şerdir diye hükmedemez. Belki sû’-i ihtiyarıyla ve kesbiyle onun hakkında şer oldu. Hem ateşin halkında çok faideler var; bütünü de hayırdır. Fakat bazılar sû’-i kesbiyle, sû’-i isti’mal ile ateşten zarar görse, Ateşin halkı şerdir diyemez.

 

“Ateşin halkı bütün netaice bakar” ifadesini az açmak istesek; bugün dunya demirin uzerinde durmaktadır. Tüm teknolojiler, aletler, makinalar, demirdendir. Binaların kemikleri demirdendir. Ocaklar, fırınlar, kapılar, aklınaza ne geliyorsa mutlaka onların bir yerleri demirden veya demirle ile vazifeleri devam etmektedir. Demirin şekil alması ise ateşdendir. Camın şekil alması ateştendir. Hakeza bunları nazara aldığımızda; ateş olmasa hayat söner denililebilir.

 

Hem ateşin halkında çok faideler var; bütünü de hayırdır. Fakat bazılar sû’-i kesbiyle, sû’-i isti’mal ile ateşten zarar görse, Ateşin halkı şerdir diyemez. Çünki ateş yalnız onu yakmak için yaratılmamış; belki o, kendi sû’-i ihtiyarıyla, yemeğini pişiren ateşe elini soktu ve o hizmetkârını kendine düşman etti.

Hususi mubaşeret budur, dikkatsizlikden elini ateşe attın ve elini yaktın; tuh senin ateş gibi… diyerek ateşe hiddet etmek veya yaratılmasaydı diye duşunmek; adete hayatı söndurmeyi istemek demektir.

 

[Elhâsıl]

Hayr-ı kesîr için, şerr-i kalil kabul edilir. Eğer şerr-i kalil olmamak için, hayr-ı kesîri intac eden bir şer terkedilse; o vakit şerr-i kesîr irtikâb edilmiş olur.

 

Ustad başka misalleride şimdi vericek yukarıdaki misalimize tatbik edersek eğer; ateşin yaratılması hayr-ı kesirdir, sui ihtiyarisiyle insanın zarar görmesi ise şerr-i kalildir; yani az şer ama insanın kendi kesbinin kendine yaptığı şer.

 

Meselâ:

Cihada asker sevketmekte elbette bazı cüz’î ve maddî ve bedenî zarar ve şer olur. Fakat o cihadda hayr-ı kesîr var ki, İslâm küffarın istilasından kurtulur. evt islamla beraber o milletin namusu şerefi haysiyeti izzeti vatanı çoluk cocuğu gibi herşey kurtulur. Eğer o şerr-i kalil için cihad terkedilse, o vakit hayr-ı kesîr gittikten sonra şerr-i kesîr gelir. O ayn-ı zulümdür.

 

Hem meselâ:

Kangren olmuş ve kesilmesi lâzım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir; halbuki zahiren bir şerdir. Parmak kesilmezse, el kesilir; şerr-i kesîr olur.

 

İşte kâinattaki şerlerin, zararların, beliyelerin ve şeytanların ve muzırların halk ve icadları, şer ve çirkin değildir; çünki çok netaic-i mühimme için halkolunmuşlardır.

Meselâ: Melaikelere şeytanlar musallat olmadıkları için, terakkiyatları yoktur; makamları sabittir, tebeddül etmez. Keza hayvanatın dahi, şeytanlar musallat olmadıkları için, mertebeleri sabittir, nâkıstır. Âlem-i insaniyette ise meratib-i terakkiyat ve tedenniyat nihâyetsizdir. Nemrudlardan, firavunlardan tut, tâ sıddıkîn-i evliyâ ve enbiyaya kadar gâyet uzun bir mesafe-i terakki var.

 

İşte kömür gibi olan ervah-ı safileyi, elmas gibi olan ervah-ı âliyeden temyiz ve tefrik için, şeytanların hılkatıyla ve sırr-ı teklif ve ba’s-i enbiya ile, bir meydan-ı imtihan ve tecrübe ve cihad ve müsabaka açılmış. Eğer mücahede ve müsabaka olmasa idi, maden-i insaniyetteki elmas ve kömür hükmünde olan isti’dadlar, beraber kalacaktı. A’lâ-yı illiyyîndeki Ebu Bekri’s-Sıddık’ın ruhu, esfel-i safilîndeki Ebu Cehl’in ruhuyla bir seviyede kalacaktı. Demek şeyatîn ve şerlerin yaratılması, büyük ve küllî neticeye baktığı için icadları şer değil, çirkin değil; belki sû’-i isti’malattan ve kesb denilen mübaşeret-i hususiyeden gelen şerler, çirkinlikler, kesb-i insana aidtir; icad-ı İlahîye aid değildir.

 

Demek şeytanlar ve nefis ve insana şer telakki edilen şeyler yaratılmasaydı, Ebu Bekir i Sıddık ile Ebu Cehilin ruhları ve makamları aynı kalacaktı, insan terakki etmeyecekti veya tedenni etmeyecekti. Bir nev melek veya hayvan gibi kalacaktı. Bu nev mahluklar zaten var ve çok, bu nevden makamı sabit başka bir neve ihtyaç yok. O zaman insana ihtyaç olmayacak belki yaratılması abes olacaktı.

 

Demek insanın ruhundaki terakkiyat için bir zenberek lazımdır, o zenberekde şeytanların icadı ve nefsin halkı dır.

 

Eğer suâl etseniz ki: Bi’set-i enbiya ile beraber şeytanların vücudundan ekser insanlar kâfir oluyor, küfre gidiyor, zarar görüyor. el hükmü lil ekser yani( hüküm eksere göre verilir) kaidesince, ekser ondan şer görse, o vakit halk-ı şer şerdir, hattâ bi’set-i enbiya dahi rahmet değil denilebilir?

 

[Elcevab]

 

Kemmiyetin, keyfiyete nisbeten ehemmiyeti yok.

 

Kemmiyet sayıdaki çokluk , keyfiyet ise kalitedeki ustunluk

Asıl ekseriyet, keyfiyete bakar. Meselâ: Yüz hurma çekirdeği bulunsa, toprak altına konup su verilmezse ve muamele-i kimyeviye görmezse ve bir mücahede-i hayatiyeye mazhar olmazsa, yüz para kıymetinde yüz çekirdek olur. Fakat su verildiği ve mücahede-i hayatiyeye maruz kaldığı vakit, sû’-i mizacından sekseni bozulsa, yirmisi meyvedar yirmi hurma ağacı olsa, diyebilir misin ki Suyu vermek şer oldu, ekserisini bozdu. Elbette diyemezsin. Çünki o yirmi, yirmi bin hükmüne geçti. Sekseni kaybeden, yirmi bini kazanan, zarar etmez; şer olmaz.

 

Hem meselâ: Tavus kuşunun yüz yumurtası bulunsa, yumurta itibariyle beş yüz kuruş eder. Fakat o yüz yumurta üstünde tavus oturtulsa, sekseni bozulsa; yirmisi, yirmi tavus kuşu olsa, denilebilir mi ki: Çok zarar oldu, bu muamele şer oldu, bu kuluçkaya kapanmak çirkin oldu, şer oldu. Hâyır öyle değil, belki hayırdır. Çünki o tavus milleti ve o yumurta taifesi, dört yüz kuruş fiatında bulunan seksen yumurtayı kaybedip, seksen lira kıymetinde yirmi tavus kuşu kazandı.

 

Hem yirmi tavuz gunde birer yumurta verseler 4 gunde 80 yumurta telafi olur ki tavuz ların daha verecekleri yumurtalar ve tavuzların kendileri vs ler kardır.

 

İşte nev’-i beşer bi’set-i enbiya ile, sırr-ı teklif ile, mücahede ile, şeytanlarla muharebe ile kazandıkları yüz binlerle enbiya ve milyonlarla evliyâ ve milyarlarla asfiya gibi âlem-i insaniyetin güneşleri, ayları ve yıldızları mukâbilinde; kemmiyetçe kesretli, keyfiyetçe ehemmiyetsiz hayvanat-ı muzırra nev’inden olan küffarı ve münafıkları kaybetti.

 

Muzır birer hayvan olan kafirlerin ve munafıkların hatırı için bir veli bile, bir en küçük müslüman bile, feda edilmez. Demek biz imtihandayız gerçek ortada ve bizler imtihanımızda terakki de edebilirz, tedenni de edebiliriz. Bu tercih irademizde bu gerçekde ortada. Bizler inşallah Peygamber efendimizi onun kudsi takibcilerini kendimize rehber yaparak selametle bu imtihanı verenlerden oluruz. Rabbim istikamet versin ve istikametimizi daim etsin. Âmin

 

سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

 

el Fatiha

 

Risale-i Nur Sohbetleri

Muhabbet-i Bakiye

 

 

Leave A Response »

You must be logged in to post a comment.